Tokyo Story Tokyo Hikayesi

Sorun Bildir
8.8
Oy ortalaması: 8.8/10 - 13 kullanıcı
Senin Oyun: - / 10
imdb puani 8.2/10
Kategori: Drama

Yapım: 1953 |

Yönetmen:

Oyuncular: , ,

Reyting: 7431

Dönüşmekte ve batılılaşma yolundaki Japonya'nın taşra kentlerinden birinde yaşayan yaşlı karı-koca, uzun zamandır kendilerinden ayrı yaşamakta olan çocuklarını ziyaret etmek için başkent Tokyo'ya doğru uzun bir yolculuğa çıkarlar. Çeşitli beklentilerle ve umutlarla çıkılan bu yolculuk, Tokyo'ya vardıklarında çocukları tarafından ilgisizce karşılanmalarıyla son bulur. Başkentte geçirdikleri zaman boyunca yaşlı çiftin çocukları kendi aileleri ve iş hayatları gibi nedenlerle sürekli meşguldürler ve bu yoğunluklar nedeniyle anne-babalarına gereken ilgiyi gösterememektedirler. Bu süreçte yaşlı çiftle ilgilenen tek kişi savaşta ölen oğullarının dul karısı olur. Kırgın olarak evlerine geri dönen anne-baba, acı bir haberle tüm çocuklarını tekrardan toparlayacaktır. Sinema tarihinin gelmiş geçmiş en önemli başyapıtlarından biri olan Tokyo Story, eşsiz yönetmen Yasujiro Ozu imzalı. Tokyo Story - Tokyo Hikayesi 720P görüntü kalitesinde altyazılı izle meniz için sizlerle..

YORUM YAZIN (11)

  

  1. evet_isyan ziyaretçi

    Sakin ama hüzünlü bir film.. Muhtemelen hepimize bizler nasıl evlatlarız sorusunu sorduruyor. Dünyanın koşuşturmacası içinde bazen kötü evlat olduğumuzu bile fark edemiyoruz. Rahmetli babam derdi ki bi ana-baba 10 çocuğa bakar da sonra 10 çocuk bir ana-babaya bakamaz diye. Babam demişken bir sözünü daha yazayım, evlat hasta olsa ana-baba ne zaman iyileşecek diye bekler, ana-baba hasta olunca evlatlar ne zaman ölecek diye bakar.. Bunları hep çocukken duydum ve kulağımda kaldı. BU hüznün üzerine bir de youtubedan Şehriyar’ın kendi sesinden Heyder Babaya Selam şiirini dinleyin. Eski zamanlara hasret, yaşlılığa ağıt gibi bir şeydir.

    Beğenme: 0 Beğen: 0
  2. @Kurt29 sinefil

    Zamanla kaybolan ailevi değerlere vurgu yapan, özellikle sondaki konuşma sahneleriyle çok dramatik ve anlamlı bir film. Setsuko Hara nın “Noriko” karaktrini çok beğendim. Fakat yine de hayran kaldığım bir film olduğunu söyleyemem. Holywood yapım eski filmlerin hastası olarak bu filmi işleyiş açısından biraz yavaş buldum(konu gereği). Yaşı 25 ten fazla olan insanlarda daha çok etki yapacağını düşünüyorum. İzlenilmesi gereken, önemli bir yapıt…

    Beğenme: 0 Beğen: 2
  3. @berkydgdu sinefil

    dostum AED mesajım sana ! ya sen ne kadar da güzel bir insansın bence site takipçileri olarak sana üstün başarı madalyası falan vermemiz gerekiyor. nerde böyle güzel bir film olsa altına attığın yorumla daha da güzelleştiriyorsun. Bergmann Tarkovsky ve Kurosawa izlerken keşfettim senin yorumlarını artık bazı filmlerde önce senin yorumunu arıyorum hemen. Neyse kardeşim eline emeğine sağlık. Filme de anne baba iseniz çok seversiniz demişsin anne baba olmamama rağmen çok beğendim salt bir drama örneği ne metafor var ne imge. Öteki türlü de severim ama böyle sıradan hayatın kendisini anlatan filmlere bayılıyorum. İlk defa Yasujiro Ozu izledim ama kesinlikle son olmayacak hatta üçlemeyi baştan başlayıp izleyeceğim. Yönetmenin kamerayı stabil şekilde kullanmasını ve hikayeyi başarıyla anlatmasını çok beğendim. Drama tadında drama, herkes izlemeli diyorum son olarak !

    Beğenme: 0 Beğen: 1
  4. @wess Yeni Üye

    ”Muhteşem” bir film.film hakkında yazmaya başlarsam duramam diye korkuyorum. o yüzden tek kelime yeterli.
    ve tabii ki allah herkese noriko gibi bir evlat ya da gelin nasip etsin.
    emeği geçenlere çok teşekkürler.

    Beğenme: 0 Beğen: 1
  5. Altyazili film seven,,,, ziyaretçi

    NE YAZSAM AZ OLUR,, FILM, OYUNCULAR, YÖNETMEN, UNUTULMAZ FILMLER SITESI,, HERSEY HARIKA HARIKA HARIKA,,,, JAPON KULTURU, SEVGIYI, SAYGIYA ÖZEN GÖSTEREN BIR MILLET, AMA SIMDI BILMEM,, SAYGILAR,,

    Beğenme: 0 Beğen: 1
  6. edebifil ziyaretçi

    türkiye yapımı böyle bir filmimiz var. hemde üçleme.
    kasaba, mayıs sıkıntısı, uzak. nuri bilge ceylan filmleridirler. taşra üçlemesi olarak anılırlar.

    Beğenme: 0 Beğen: 0
  7. Ataerkil ziyaretçi

    Kapitalizm En köklü kültürleri bozar Hatta ilk mantar kültürlerini,mayaları bile bozduğu rivayet olunur.

    Beğenme: 0 Beğen: 0
  8. AED ziyaretçi

    Japonlar, kendilerinin sinema tarihinde en iyi filmlerinin ‘7 Samurai’ olduğunu söylerler, ama dünya sinema otoriteleri en iyi japon filminin ‘Tokyo hikayesi’ olduğu fikrindeler. Film aslında o çok sevdiğim, bakışlarında soyluluk, iffet, kadınsı sıcaklığa hayran kaldığım Setsuko Hara (Noriko) üzerine yapılmış üçlemenin bir filmi. Noriko üçlemesinin diğer iki filmi ise Banshun (Geç gelen bahar-1949) ve Bakushu (Erken yaz-1951) dir. Bu üçlemede 28 yaşındaki Noriko (Setsuko Hara)nin yaşı geçmeden evlendirilmesi teması üzerinden ana konulara şekillenir. Doğrusu ben kendi hesabıma bu çiçek gibi soylu kadını gerçek yaşamda sıradan bir erkeğe layık görmem mümkün değil. Tokyo hikayesinin konusu belli, benim ekleyeceğim şu ki filmdeki anne ve baba ne kadar tanıdık değil mi? işte onlar Anadolu’nun bir kasabasındaki özverili kendi ana-babalarımızın ta kendisi değil mi? Noriko’da o paylaşımcı, dost, iş bitirici, sırdaş ablalarımız dan bir çok ortak özellik yok mu? İşte ‘Tokyo hikayesini başarılı kılan da bu. Aile ilişkilerini, kendi sıcaklığı ve sorunları içinde mükemmel tasvir etmesi. Anne babanın çocukların bütün yaşamları ayrılsa bile, nasıl onlar için kaygılandığı ve onlar için sevinip üzüldüğü gerçeği bizi duygulandırırken, tersinde de, çocukların günlük kaygılar ve küçük çıkar ve hesaplarla olgunlaşmamış davranışları bizi üzer. Misafir olan Anne babaya, hayatta olmayan oğullarının karısı (Noriko), en samimi ve en sevgi dolu davranışları gösterir. Bunun için Noriko özverinin, samimiyetin, vefanın ve sevginin sembolüdür. Yönetmen ve seyirci adeta bu sebeplerden evlenmesini istemez. Yasujiro’nun bir çok filmindeki ‘baba’sı Chishu Ryu yine mükemmel. Kaldı ki sadece Setsuko Hara için bile film izlenmeye değer. Eğer anne baba iseniz bu filmi daha çok seveceksiniz.

    Beğenme: 0 Beğen: 4
  9. sinemavedahasi ziyaretçi

    Her zaman dışa kapalı ve geleneklerine sıkı sıkıya bağlı Japonya’nın değerlerini kaybetme sürecini güzel bir şekilde yansıtmış keşke Türkiye yapımı da böyle bir filmimiz olsa dedirtti.

    Beğenme: 0 Beğen: 0
  10. Luke ziyaretçi

    izleyin izlettirin böyle bir filmi hem de bu filmi başka bir yerde kolay kolay bulamazsınız

    Beğenme: 0 Beğen: 0
  11. Ercan Vural ziyaretçi

    ” Üzgünüm ama ben imparator olmak istemiyorum. bu benim işim değil. ne kimseyi idare etmek ne de ülkeleri fethetmek istiyorum. elimden gelse, herkese, ister yahudi, ister zenci, ister beyaz olsun tüm insanlara yardım etmek isterim.

    hepimiz karşımızdakine yardım etmek isteriz. bütün insanlar böyledir. karşımızdakinin mutluluğunu görmek isteriz, üzüntüsünü değil. birbirimizden nefret etmek ve birbirimizi hor görmek istemeyiz. bu dünyada herkese yetecek yer var. ve toprak hepimizin ihtiyacını karşılayacak kadar bereketlidir.

    hayatın bize çizdiği yol özgürlük ve güzelliklerle dolu olabilir, ama biz bu yolu yitirdik. hırs insanların ruhunu zehirledi, dünyayı bir nefret çemberine aldı, hepimizi kaz adımlarıyla sefaletin ve kanın içine sürükledi. hızımızı arttırdık ama bunun tutsağı olduk. bolluk getiren makineleşme bizi yoksul kıldı. edindiğimiz bilgiler bizi alaycı yaptı; zekamızı ise katı ve acımasız. çok düşünüyoruz ama az hissediyoruz. makineleşmeden çok insanlığa gereksinimimiz var. zekadan çok iyilik ve anlayışa gereksinimimiz var. bu değerler olmasa hayat korkunç olur, her şeyimizi yitiririz.

    uçaklar ve radyo bizleri birbirimize yaklaştırdı. bunlar, doğaları gereği, insanın içindeki iyiliği ortaya çıkarmaya, evrensel kardeşliği oluşturmaya ve hepimizin birleşmesini sağlamaya çalışmaktadır. şu anda bile sesim dünyadaki milyonlarca insana, milyonlarca acı çeken kadın, erkek ve çocuğa, suçsuz insanları hapse atan, işkence eden bir sistemin kurbanlarına ulaşıyor. beni işitenlere şunu söylemek istiyorum: "kendinizi ümitsizliğe kaptırmayın." üstümüze çöken bela, vahşi bir hırsın, insanlığın gelişmesinden korkanların duyduğu acının bir sonucudur. insanlardaki bu nefret duygusu geçecektir, diktatörler ölecek ve halktan zorla aldıkları iktidar yine halkın eline geçecektir. insanlar ölmeyi bildikleri sürece özgürlük asla yok olmayacaktır.

    askerler! sizleri aldatan, sizleri köle gibi kullanan, ne yapmanız gerektiğini, nasıl düşünmeniz gerektiğini ve nasıl ölmemiz gerektiğini söyleyen bu zalimlere asla boyun eğmeyin. sizleri bir hayvan terbiye eder gibi şartlandırıp topun ağzına sürenlere boyun eğmeyin. kafaları ve kalpleri bir makine gibi olan bu adamlara boyun eğmeyin. sizler birer makine değilsiniz. sizler insansınız! kalbiniz insanlık sevgisiyle dolup taşmaktadır! nefret etmeyin! yalnızca sevilmeyenler nefret eder… sevilmeyenler ve anormal olanlar!

    askerler! kölelik uğruna savaşmayın! özgürlük için savaşın! st luke’un incil’inin on yedinci bölümünde cennetin tek bir adamda ya da bir grup insanda değil tüm insanların içinde olduğu yazılıdır. siz insanlar güçlüsünüz. makineleri yapacak güce sahipsiniz. mutluluğu yaratacak güç sizdedir! bu hayatı özgür ve güzel kılacak güce sizler sahipsiniz. bu hayatı olağanüstü bir maceraya çevirecek olan yine sizlersiniz. öyleyse, demokrasi adına bu gücü kullanalım ve birleşelim. yeni bir dünya için savaşalım. herkese çalışma şansı verecek, gençlere gelecek, yaşlılara güvenlik sağlayacak bir dünya için savaşalım.

    zalimler de böyle sözler vererek iktidara geldiler. ama yalan söylediler! sözlerini tutmuyorlar. hiçbir zaman da tutmayacaklar! diktatörler kendilerini kurtarır ama halkı köle gibi kullanır. artık dünyanın özgürlüğü için savaşalım, hırstan, nefretten ve hoşgörüsüzlükten kendimizi arındıralım. sağduyulu bir dünya için savaşalım, bilimin ve gelişmenin bizleri mutluluğa götüreceği bir dünya için savaşalım. askerler, demokrasi adına birleşelim! ” der, Charlie Chaplin. İyi seyirler…

    Beğenme: 0 Beğen: 2