Persona

Sorun Bildir
8.7
Oy ortalaması: 8.7/10 - 55 kullanıcı
Senin Oyun: - / 10
imdb puani 8.2/10
Kategori: Drama Arthouse

Yapım: 1966 |

Yönetmen:

Oyuncular: , ,

Reyting: 39668

Elisabeth Vogler bir oyun sırasında aniden sessizliğe bürünüp, bir daha da konuşmayan önemli bir tiyatro oyuncusudur. Bu sorunun çözümü için psikoloji merkezine yatırılır ama herhangi bir ilerleme olmayınca doktorun tavsiyesiyle beraberinde hemşire Alma ile bir yazlığa gider. Elisabeth suskunluğuna devam ederken, Alma içindeki her şeyi dökmeye başlar. Persona 720P görüntü kalitesinde altyazılı izle meniz için sizlerle...

YORUM YAZIN (53)

  

    Tüm Yorumlar

  1. Madeline ziyaretçi

    Cem Başeskioğlu ile okuduğumuz harika filmlerden…Filmi saçma bulanlara ne demeli bilemiyorum.Ustalık ürünü

    Beğenme: -2 Beğen: 1
  2. fil adam ziyaretçi

    Her insan toplum içerisinde kendine göre bir rol seçer ve bunu oynar.Kimileri bunu başarır kimileri ise başaramaz ancak bu rolü oynamaktan da alıkoyamaz kendini ,mecburdur çünkü toplum bunu kabullenmez..Persona bunu anlatır bir bakıma Carl Gustav Jung’un psikanaliz mantığı ne de güzel işlenmiş bu filmde…

    Beğenme: -2 Beğen: 1
  3. Mahir Edemir ziyaretçi

    Film yeni bitti kafamda oturmayan taşlar var biraz dinlenip yeniden izleyeceğim

    Beğenme: 0 Beğen: 0
  4. can ziyaretçi

    saçmalayarak, gizemli olmayı.. bu gizemi de sanat diye yutturmayı hedefleyen iğrenç bir film. film başlamadan önce sübliminal olarak erkek cinsel organı gösteriliyor. dinsiz ve hiçlikle ilgili bir film.

    Beğenme: -2 Beğen: 1
    • nihan ziyaretçi

      dinsiz ve hiçlik zeka ürünüdür sende zeka ürünü olmayansın o yüzden anlayamaman.

      Beğenme: 0 Beğen: 0
    • @darkingrey sinefil

      Erkeğin bir cinsel organının olması dinsizlik mi de filmin bir saniyeden az süre içinde o organın gösterilmesi dinsizlik olsun? Film dinsizlik ve hiçlikle alakalı bir şey değil, kişilik bölünmesiyle alakalı. Bön bön izlersen elbette filmden anlamazsın.

      Beğenme: -2 Beğen: 4
  5. kasvetli ziyaretçi

    film çok anlaşılmaz ve doğal olarak merak uyandırıcı :
    ) On psikiyatri dersi dinlesem bu kadar yorulmazdı herhalde beynim.Ama verdiği mesaj güzeldir herhalde. anlayana….

    Beğenme: 0 Beğen: 1
  6. sores amed ziyaretçi

    AED isimli arkadaş filmi gerçekten çok iyi yorumlamış.. Filmi öneren arkadasima anladin mi şu şu kismi diye soracagim yerleri vurgulamış.. Alma Elizabeth e vurdukça kendi maskesi parcalaniyordu.. Son sahnedeki kirik maske de yazlık carpismasindan geriye kalan idi sanirim..

    Beğenme: -1 Beğen: 0
  7. turunçç ziyaretçi

    Çok derin ve bir o kadar da açık aslında film. alttaki arkadaşa katılıyorum lakin izleyiniz. Şiddetle tavsiye ederim.

    Beğenme: -1 Beğen: 0
  8. Sözü öyle bir söyle ki avam da havas da faydalansın ziyaretçi

    İşlediği konunun derinliğine birşey diyemem lakin dili yapıtın birçoğumuzla iletişim kurmasını engelleyecek cinsten.Fikrimce Bergman, murnau ve kurosawa ile birlikte sinema tarihinin sanatçı da olabilmiş birkaç yönetmeninden birisi…fakat işlediği konuyu shakespeare hamlette çok daha derinlemesine, daha da dallandırarak ve herkesin anlayabileceği durulukta işledi ve sorunun çözümünü de gösterdi. Bergman da eksik olan bu… Sanat öyle birşey ki bir profesör de aynı yapıttan faydalanmalı mahallemdeki bakkal da… Galiba bu noktaya ulaşabilmiş sanatçı sayısı tarihte de çok az. Shakespeare, Goethe, Mevlana gibi isimler herkese ulaşabilen bir dille daha etkileyici ve daha derinlemesine bu sorunsalı işlerken Bergman’ın dili bir yerde tıkanıyor. Muhakkak sinemanın daha çok yeni bir sanat olması da bunun bir etkeni… Herşeye rağmen sinema tarihinin gördüğü en sağlam işlerden birisi.. Tavsiye ederim

    Beğenme: 0 Beğen: 2
  9. Aytaç ziyaretçi

    Bence İngmar Bergman normal değil ,bir dahi,yani bir mucit ,bir ressam ,bir komutan gibi .telsa gibi Van Gogh veya Che gibi…Persona bütün yönetmenlerin mihenk taşı filmlerden ve İsveçli kadınlar gerçekten çok güzeller..

    Beğenme: -1 Beğen: 0
  10. andrei ziyaretçi

    filmi izledim ve beğendim. filmin görüntüleri 1966 yılına göre muhteşem ve bergman bu filmdeki kurguyla david lynch gibi yönetmenleri oldukça etkilemiş bence. personayı izleyince aklıma ik mulholland drive ve lost highway geldi zaten.

    Beğenme: 0 Beğen: 0
  11. biri ziyaretçi

    Filmi izledikten sonra daha önce nelerden yoksun kaldığımı ve hiçbir zaman yaşamın bu kadar derinine inemediğimi fark ettim.

    Beğenme: 0 Beğen: 0
  12. AED ziyaretçi

    ‘Sinema var, o halde düşünüyorum’ diyor Jean Luc GODARD..’Persona’ nasıl yorumlanabilir? Alfred Hitchcock’ a göre ‘gelmiş geçmiş en iyi film’, Slavoj Zizek’e göre ‘gerçeklikten daha gerçek’ bir filmdir. Ama her şeyden önce herkesin üzerinde ahkam kesemeyeceği, Bergman’ın en iyi, dünyanın en etkili filmlerinden. Neredeyse üzerinden yarım yüzyıl geçmesine rağmen, bir türlü aşılamayan, düşündükçe düşündüren, sorguladıkça katman katman çoğalan bir dipsiz anafor..En azından yorum demesek de filmin içine girip, herkesin denediği raksı ben de yapmaya çalışayım. Her şeyden önce kendi hesabıma eklemeliyim ki Liv Ullman beni en çok etkileyen karakter oyuncusu.. O yeşil gözlerindeki derinlik, insanın girip içine kaybolmak isteyeceği cinsten. İyi dikkat edilirse yüzü hiçbir makyajı kabul etmeyecek bir estetik bütün. Eğer makyaja zorlanırsa o ruhani gizem bozuluyor. .Bergman’n değişmez görüntü yönetmeni Sven Nkvist, yine fotoğraf kareleriyle bizleri büyülüyor. Evet, yaşamımızda hangimiz toplum içinde kullandığımız maskelerden şikayetçi olmadık? Yalan ve sahte gülümsemelere karşı aynı yapmacık zorlama gülümsemeleri fırlatmadık mı? İnanılmadığını bildiğimiz halde hep yalanlara başvurmadık mı? Bazen her şeyden vazgeçip kendimizi dağlara vurmak istediğimiz olmadı mı? Bazen o kadar hassas olduk ki, kimseyle konuşmadık, hayata küstük, yalan söyleyen tüm insanlardan nefret ettik. Bergman bir söyleşide filmin doğuş öyküsünü anlatırken şöyle diyor : ‘Bir gerçeklik krizi beni düşüncemi açıklamaya yöneltti. Gerçek nedir ve kişi ne zaman gerçeği söylemelidir? Cevabı o kadar güç geldi ki, sonunda gerçekliğin tek biçiminin sessizlik olduğunu düşündüm. Sonunda bir adım daha ileri giderek, bunun da bir rol, bir cins maske olduğunu keşfettim’. Film hepimizin günlük yaşamda maskeler (persona kısaca maske demek) kullandığını, gerçek davranış ve düşüncelerimizi sergilemediğimizi ve zamanla bu role alışarak kendimize yabancılaştığımızı veya içimizdeki gerçek ben ile maskenin çatışmasından kurtulamadığımızı imgeler. Oysa cesur ve güçlü kişilik sahipleri (bu filmde Elizabeth’ in suskunluğu seçmesi) kendinin gerçekte kim ve ne olduğunu fark edip, maskeleri bir yana atarak sahteliğe direniyor. Birçoğumuz buna cesaret edemiyor, toplumun bize tüm dayatmalarına karşı ya yaşam boyu içimizde çatışıp duruyoruz, dışarıya karşı her şey normalmiş gibi davranıyor, ya da ilerde bir şekilde kafayı yiyoruz. Elizabeth bilinçli olarak suskunluğa gömülünce doktoru o meşhur replikte şöyle der : "Anlamadığımı mı zannediyorsun? Var olmak denilen o umutsuz düşü.Olur gibi görünmek değil, var olmak. Her an bilinçli, tetikte, aynı zamanda başkalarının huzurundaki varlıkla kendi içindeki varlık arasındaki o yarılma, baş dönmesi ve gerçek yüzünün açığa çıkarılması için o bitimsiz açlık. Ele geçirilmek, eksiltilmek ve hatta yok edilmek. Her kelime yalan, her jest sahne, her gülümseme yalnızca bir yüz hareketi.. İntihar etmek? Hayır. Fazlasıyla iğrenç. İnsan yapamaz ama hareketsiz kalabilir, susabilir, hiç değilse o zaman yalan söylemez. Perdelerini indirip içine dönebilir. O zaman rol yapmaya gerek kalmaz. Birkaç farklı yüz taşımaya ya da sahte jestlere inanır insan. O gördüğün gibi gerçeklik bizimle dalga geçer. Sığınağın yeterince sağlamdı. Her tarafından yaşam parçaları sızıyor ve tepki vermeye zorlanıyorsun. Kimse gerçek mi yoksa sahte mi diye sorgulamıyor. Kimse sen gerçek misin, yoksa yalan mısın demiyor.’ Alma İle Elizabeth gittikleri adada zamanla roller değişir ve aynı maskede erirler. Sinemanın o ender sahnesinde, Alma ile Elizabeth’in yüzleri birleşir. İsimlerinin anlamları da tesadüf değil: (Alma =ruh, Elizabeth= tanrının kızı)..Artık Alma anlatır Elizabeth dinler. Topluma göre günahlarını Elizabeth’e itiraf eder. Kimilerince dünyanın en erotik öyküsü kabul edilen 4 kişilik grup sex, hamile kalış ve çocuğun aldırılması. Elizabeth’in de tam simetriği, sanatçı kişiliği ve sorumluluk duyguları nedeniyle doğan kendi çocuğunu bir türlü kabul edemeyişi ve sevgisizliği.. Alma bir mektup nedeniyle Elizabeth’in bu sanatçı kibrinin ve sevgisizliğinin kendine de gösterildiğini görünce tepki duyar. Elizabeth, adaya gelen kocasını, Elizabeth’in maskesi olan Alma nın görüntüsüyle karşılar. Gerçek maskesiz Elizabeth ise yanlarında dinlemektedir. Yine o müthiş sahnede, önce Elizabeth’in dinlemesini izleriz sonra aynı replik başa sarar. (hayır film kopyasında bir kayma yok) bu kez Alma konuşurken yani Alma’nın yüzünü görürken, aynı repliği tekrar dinleriz. Çünkü ‘Dinlenilen ve anlatılan şey aynı değildir.’ Uzatmazsak, filmde bir çok tartışılan sahne de var: Açılış jeneriğindeki erekte olmuş penis, filmin sonundaki erkek çocuğun Elizabeth’in çocuğu olup olmadığı, nelerin düş nelerin gerçek olduğu vs.. Maskeleri düşürelim, bir de öyle deneyelim; belki gökkuşağı dünyaya doğar..

    Beğenme: -4 Beğen: 13
  13. kdry ziyaretçi

    geçen gün izledim film sonunu tam anlamadım .yine izleyeceğim ama filmi izledikten sonra kendimi o kadar yorgun hissettim ki kendimi sabah kalkıp inşaatlarda çalışan adamların akşam eve geldikleri zaman kı yorgunlukta hiissettim 😀

    Beğenme: 0 Beğen: 0
  14. wolfie ziyaretçi

    Persona filmse diperleri nedir…

    Beğenme: 0 Beğen: 0
  15. kral çıplak arkadaşım ziyaretçi

    bazıları tarafından çok aşırı beğenilen bazıları tarafından da (ben dahil) hiç bir şey anlaşılamayan bir film. Bu büyük çelişki, birilerinin sinema yalakalığı yapmaya çalıştığını düşündürüyor bana. Tamam ben beğenmem sen beğenirsin falan ama bu kadar garipbir filme, olağan üstü falan demek, kralın olmayan elbisesine karşı akıllı görünme çabası içinde olanları hatırlatıyor.

    Beğenme: -1 Beğen: 1
  16. Nalet_Gelsin ziyaretçi

    Bi Mulholland Çıkmazı filminden birşey anladım bir de bu… Bi daha izlesem acaba anlamama yardımı olur mu ki? 🙂

    Beğenme: 0 Beğen: 0
  17. Caligula ziyaretçi

    Bergman’ın varoluşu bu kadar iyi işleyebilmesi ciddi anlamda inanılmaz bir yetenek.

    Beğenme: 0 Beğen: 0
  18. dürümcü ziyaretçi

    daha bir gün önce izlediğim filmi bu gün tekrar izledim ve filmin ne çok özenilerek (gerek oyuncular gerek yönetmen) sunulduğunu western filmlerinden tanıdığımız liv ullmann ın ne büyük aktris olduğunu bir kez daha anladım(satır başlarını alt alta oku Aaron)

    Beğenme: 0 Beğen: 0
  19. henüz izlemeye başladım.. ziyaretçi

    henüz izlemeye başladım ve filmin girişindeki o müzikten itibaren ruhsal bir problem seziyorum izledikten sonra birkez daha yorum yapacagım bu yorumumun amacı ise 45. saniyedeki aleni penis var subliminal falanda olmamış yani bu 😀 gayet açık durduruncada net görülen bir penis. şimdi bunu birisi bana açıklasın amaç ?

    Beğenme: 0 Beğen: 0
  20. Mezarkabul ziyaretçi

    Alfred Hitchcock gelmiş geçmiş en iyi film demiştir. Daha nice nice yönetmen de çok güzel methiyeler düzmüşlerdir ancak anlaması gerçekten çok zor film. Ben kötü demiyorum, anlamak çok zor diyorum. Derin derecede psikolojik unsurlar içermekte. Jung’un persona kuramından falan etkilenilerek yapılmış denilmekte. Teknik açıdan inceleyecek kapasitem yok ancak bu iki kişilik filmde 3. kişilere pek yer yok gibi. Nitekim hemşire rolündeki bibi anderson da filmin yayınlanan dvdsinde bu filmden hiçbir şey anlamadığını belirtmiştir. Ancak sinema tarihinin gelmiş geçmiş en iyi filmleri arasında gösterilen bu film mutlaka ama mutlaka izlenesidir, ben bugün oturup tekrar izleyeceğim.
    Not: İngmar Bergman filmlerine sarmış durumdayız, siteye bu filmler için sonsuz teşekkür.

    Beğenme: 0 Beğen: 0