Bicycle Thieves Bisiklet Hırsızları

Sorun Bildir
8.7
Oy ortalaması: 8.7/10 - 42 kullanıcı
Senin Oyun: - / 10
imdb puani 8.3/10
Kategori: Drama

Yapım: 1948 |

Yönetmen:

Oyuncular: , ,

Reyting: 41689

1 Oscar adaylığı. 18 farklı ödül. IMDb Top 250: #95 İkinci Dünya Savaşı sonrasında geçen hikaye, fakir bir babanın ve oğlunun dramını anlatıyor. Uzun süredir işsiz olan Antonio, sonunda para kazanabileceği bir iş bulur. Bisikletle dolaşıp duvarlara film afişleri asacaktır.

İşinin ilk gününde bisikletini çaldıran Antonio, son ekmek kapısı olan bu bisikleti bir hırsıza kaptırmayacak ve oğluyla birlikte hırsızın peşine düşecektir.

Savaş sonrası İtalya’nın ekonomik bunalımına ve geçim derdinde olan insanların çaresizliğine dikkat çeken film, Luigi Bartolini'nin romanından sinemaya uyarlandı. Dönemin sosyal koşullarını başarıyla ortaya koyan Bisiklet Hırsızları, en iyi senaryo dalında da Oscar’a aday olmuştu. Ayrıca yönetmen Vittorio De Sica, filmin tamamında amatör oyuncuları oynatmıştır.

YORUM YAZIN (55)

  

  1. @filizz çaylak

    Çeviri çok eksik ve kötü. Anlayabildiğiniz yerlerde alttaki çeviri ile ilgisi bile olmadığını da anlayabilirsiniz. Fakat film çok duygusaldı. Bir babanın çaresizliği hele de gözyaşları çok etkileyiciydi.

    Beğenme: 0 Beğen: 0
  2. @Dr_House sinefil

    “Yaşarsın ve acı çekersin.”

    Film konusu itibariyle hüzünlü olsa bile çoğu sahnesinde yüzünüzde bir tebessüm oluşturmaya aday bir sıcaklığa sahip. Aile ile beraber izlenildiği vakit duygu yoğunluğunu bir nebze daha katlayacak, pürneşe bir anınızda oturup izlemeye başladığınızda gözyaşlarıyla kalkacağınız bir film.

    Beğenme: 0 Beğen: 0
  3. @Berke Dilmen çaylak

    Mükemmel bir film.İzlenilmesi gereken bir başyapıt.

    Beğenme: 0 Beğen: 0
  4. @cerence çaylak

    dönem filmleri hele de siyah beyazsa izlemek istemem pek ama bu film hakikaten kesinlikle izlenmesi gereken bir yapıt. duyguları çok güzel aktarmış çok beğendim.

    Beğenme: 0 Beğen: 0
  5. ozan dibek ziyaretçi

    baş bazı karakterler dışında oyunculukların kötü olması ve arada geçen saçma diyaloglar (dublaj ve çeviriden de olabilir) dışında güzel bir film. klasik olduğu için hikaye klişe gibi de gelse fakir ve işsiz bir toplum atmosferini çok iyi aktarmışlar. izleyin

    Beğenme: 0 Beğen: 0
  6. @bbkl Yeni Üye

    Klasiklerin şahı… Bir de fena ağlatır.

    Beğenme: 0 Beğen: 0
  7. @WJ sinefil

    Film BluRay HD 1080P olarak yenilendi, keyifli seyirler…

    Beğenme: 0 Beğen: 0
  8. @Muslumcusair çaylak

    toplumcu realizmin sinemaya yansıması… hiç unutmayacağım her şeyiyle müthiş film

    Beğenme: 0 Beğen: 1
  9. @aysegulkaragoz sinefil

    yorumlara ekleyecek söz bulamadım . Oturdum etrafıma bakıyorum sadece .
    izleyin

    Beğenme: 0 Beğen: 0
  10. @miskin çaylak

    Başrol oyuncusunun gerçekte bir işçi olışundan mıdır bilmiyorum ama bu kadar gerçekçi , saf bir dram az bulunur. Mutlaka izleyin derim.

    Beğenme: 0 Beğen: 0
  11. @etien sinefil

    Zamanın nasıl geçtiğini anlamadığım.unutulmaz bir oyunculuk ve film.unutulmaz müziği..

    Beğenme: 0 Beğen: 0
  12. @Mr.Nobody çaylak

    Oyunculuklar çok iyi. Saf ve samimi oyunculukları ile siyah beyaz filmleri sevmişimdir. Bu film de çok iyi mesajlar veriyor. Yemek yemelerine sebep olan olay ve çocuğun kardeşi için o yaşta öyle davranışı…

    Beğenme: 0 Beğen: 0
  13. @iambusycantyousee sinefil

    Saf dramadır bu. Ben beni böylesine etkileyen başka bir drama görmedim. Kanepeye mıhlamıştı beni izledikten sonra.

    Beğenme: 0 Beğen: 1
  14. @Talha Hipnoz Kurt çaylak
    Spoiler içeren alan!

    Film üzerine denemem , eleştirimdir..
    Ne güzel şeysin sen , siyah – beyaz film ! … Siyah – beyaz film gibi biraz !
    Keşmekeşliği arındırmıyor sadece sıyrılan renkler , çekiyor mimikler insanın içine içine ve baktıkça siyahın beyazla bürünüp , arasında ki tüm soğuk renkleri mezeleyerek aksettirmesi , ardından bir sütun gibi gerçeklik , gece ve gündüz oluyor zamana..İş bulma kurumunun önünde bir kalabalık ve büyük bir şansla karakterimize sunulan teklif. Film çok hızlı bir şekilde başlıyor ve aynı şekilde içine alıyor izleyiciyi. Sunulan şart belediye de afiş işi , asması için ise bir bisikletinin de olması. Harika realistlik ve harika bir kurguculuk filmin finaline kadar kesilmiyor.
    Filmi olumsuz olarak sadece şu şekilde eleştireceğim ve buna değinmeden geçemeyeceğim. Başlangıç sahnesinden itibaren filmin isminin Bicycle Thieves (Bisiklet Hırsızları) olması münasebetiyle , istemeyerek te olsa içimde sürekli bi telaş vardı ve bundan rahatsız oldum , her sahnede bir bisiklet ve her bisiklet gördüğümde çalınacağı yada hırsızlar.. Kesinlikle filmin ismi , işlenilen konuyla farklı tutulsaydı , izleyiciyi daha anlamlı bir şekilde , olduğundan daha çok etkileyebilirdi diye düşünüyorum.
    Filmi izlemeden önce , o dönem hakkında araştırmalar yapmak , yönetmenini , oyuncularını ,senaristini tanımak hoşuma gider. Ne kadar şey bilirsen o kadar anlar ve haz duyarsın . Bunun dışında filmle ilgili her şeyi bilmekse hoşuma gitmez. Film bittikten sonra ise kalan bilgileri doldurarak , lezzetini tamamlamayı severim. Oyuncuların tamamen amatör olması , Antonio ‘ nun gerçekte bir fabrika işçisi olduğunu öğrendiğimde , filmi en başarılı kılan şeyin bu olduğunu bir kez daha anladım. Bu bir filmden fazlasıydı ! …Harika bir etkileyicilik vardı , heyecanında , dudaklarında ,repliklerinde. Bunu kendi yaşamının da zaten bu denli yaşam mücadelesi içinde olmasına bağlıyorum. Yoldan geçen figüranların yüzlerinde bile , bir şekilde yaşanmışlık , dert ve buna rağmen kocaman bir gülümseme bariz şekilde okunuyordu. Küçük çocuk Bruno’nun ise üzerine biçilen rolden midir , yani o dönemde ki çocukların çocukluklarını yaşamayan , çalışan , bir yetişkin gibi fikir yürüten , adeta bir adam gibi davranan hali , eğer öyle ise harika bir iş çakarmış bu rolde, eğer gerçekten o da kendini oynamış ise Antonio gibi , bu ise epey tesir edici…. Oyunculuklarını anlatmayı bitiremeyeceğim galiba , güzel yada muhteşem kelimesi bazen yetersiz ….
    Vefakar anne yatak çarşaflarını satar o bisiklet için , yatağını çekinmeden koparır, yatak örtüsüzde uyunur çünkü.. Çocuk erkenden iş için kalkar ve babasının bisikletini parlatır babasının. Bruno ’ nun kapıdan çıkarken , geri dönüp kardeşine bakıp , pencereleri örtmesi de beni en etkileyen sahne oldu , bilmiyorum bi çok insan es geçmiş , yada anlamsız bulmuş olabilir. Bence aileyi o yaşta tanımlatan şeydi o detay. Baba işe başlar ve afiş asarken bisiklet çalınır, boynu bükük eve gider ve onu arama süreci başlamıştır. Oğulla attıkları ve yaptıkları her adım , her sahne gözünü kırptırmadan izletiyor. Gerçekten çok ama çok harikaydı oyunculuk ve duygular. Senaristin ise akla kazıdığı diyaloglar… Umutsuzca aramaya devam ederler , ne olursa olsun ümidini yitirmeyen umutlu her adımları güçlüdür. Birkaç yakalama eyleminin başarısızlığından sonra , babası sinirlerine hakim olamaz ve oğluna vurduğu için pişmanlıkla onun gönlünü almak için lokantaya pizza yemeye götürür. Boğulan genci çocuğu zannederek te epey üzülmüştür. Mekanda pizza yoktur ve çevresindekilerin yediklerini yiyebilmek için milyon dolarlarının olması gerektiğini söyler baba tebessümle. Ve o bisikletin ne anlam ifade ettiğini. Ölümlü dünya ve dünyanın sonu değil ya diye ekler. Bizi kimse yardımcı olamaz artık derken , başta eşinin geleceği gördüğü için insanların yardım almaya gittiği , yakıştıramadığı inanmadığı kadına doğru yola koyulur. İnsanın son umudu…. Ve büyük bir şansla genci bulur , fakat hırsızın o olmasına rağmen kanıtlayamaz. Ailesi , umutları , her şeyi için onca insana savunursada kendini, elinden daha fazla bir şey gelmez. Final sahnesine doğru yürürlerken , artık bitap düşmüş pes etmişlerdir, Antonio nun o an aklından hiç olmayacak bir şey geçer, tüm yıkılmışlığın ardından, bisikletleri gözler ve oğlundan gitmesini ister. Mahzun sinirli vakur ve çocuk gider, bisikleti çalar fakat kalabalık onu yakalar. Tek kelime bile edemez , çalmalı mıydı , eşi iki çocuğuna bakmalı mıydı , yada tüm film boyunca o buram buram gerçeklikler. Şikayetçi olmayan adam : Kim bilir ne açılar çekmişlerdir bırakın gitsinler der.. Düşen şapkasını oğlu yerden kaldırır tozunu silkeler ve babasının koluna girer. Baba olmak , göz yaşı ve o dağ varilik… Savaş sonrası İtalya , bir zamanlar ise , hatta çok eski de değil , yakın geçmiş Türkiye.
    Filmden sonra boğazımda düğümlenen sızılar.. Ardından zarilik. Keşke bisikletimi satmamış olsaydım da , şu an pedalları tüm olabildiğince çevirseydim, rüzgara ve aya doğru.. Silebilseydim bir şeyleri… Teşekkürler gerçek , anlamlı , tarif edilemez eserler, filmler..
    Talha Hipnoz Kurt

    Beğenme: 0 Beğen: 0
  15. mehdi ziyaretçi

    Sayın Admin, filmin ikinci yarısını izleyemiyoruz. Bakabilir misiniz? Teşekkürler.

    Beğenme: 0 Beğen: 1
  16. @Zeee sinefil

    sadece italyan yeni gerçekçiliğinin önemli temsili filmlerden olduğunu bilmek bile izlemeye değer diye düşünüyorum

    Beğenme: 0 Beğen: 0
  17. @hicrank sinefil

    İtalyan yeni gerçekçiliğini anlayabilmek için bilgi değil duygu birikimine ihtiyaç var. Yakın zamanda Almaya’da bisikletini çaldıran arkadaşımın yaşadıkları bir kere daha filmi izlememe sebep oldu. Bir bisiklet ne ifade eder? Bisiklet, demirli bir tekerlek olmaktan çok daha fazla şey ifade ediyor ve ihtiyaçların tamamı çaresizliğe sebep oluyor.
    İnanılmaz bir film. Yine, yeniden ve daima en iyi olacak filmlerden biri.

    Beğenme: -1 Beğen: 0
  18. sacit cavit ziyaretçi

    Muhteşem bir yapıt.İzlemek için çok geç kalmışım.Vahap soldan kalk

    Beğenme: 0 Beğen: 0
  19. @kitapdizisever çaylak

    Oyunculuklar o kadar güzel ki… Konuya bakıldığı zaman bu tür filmler klişe denilecek kadar çok çekildi ama dönemin ve oyunculukların güzelliği filmi harika yapıyor

    Beğenme: 0 Beğen: 0
  20. @Muslumcusair çaylak

    başrolün yılmaz güney tarzı, sefalet hayat ve çaresizliğin siyah beyaz yüzü buruk hüzünle izletiyor kendini. çok anlamlı ve güzel film. boş izlenmemeli!!!

    Beğenme: 0 Beğen: 0